Husiler Kızıldeniz'de Saldırıları Artırırsa Bölgesel Gerilim Tırmanabilir: Uzman Uyarısı
Yemen'deki Husiler, Kızıldeniz'deki İsrail bağlantılı gemilere yönelik tam bir yasak ve saldırı tehdidi ilan etti. ABD Dışişleri Bakanlığı bu eylemleri 'kabul edilemez' olarak nitelerken, uzmanlar bölgede genel bir çatışma tırmanışı potansiyeli konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor. Bu durum, küresel deniz ticaretini ve bölgesel istikrarı derinden etkileyebilir.
Kızıldeniz'deki Husilerin Tehditleri ve Küresel Yankıları
Yemen'deki İran destekli Husiler, Kızıldeniz'de İsrail'e ait veya İsrail ile bağlantılı gemilere yönelik tam bir yasak ilan ederek, bu gemileri 'meşru hedef' olarak gördüklerini açıkladı.
Bu tehdit, bölgedeki gerilimi hızla tırmandırırken, ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, İran ve Husilerin bu 'tırmandırıcı eylemlerini kabul edilemez' olarak değerlendirdi.
Sözcü, bu tehlikeli adımların küresel tedarik zincirlerini daha da bozduğunu ve gerilimleri körüklediğini vurgulayarak, ABD'nin ortaklarıyla birlikte Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestliğini sağlamaya devam edeceğini belirtti.
Kızıldeniz ve dar Bab-el Mandeb Boğazı üzerinden geçen su yolu, Hürmüz Boğazı'nın ana denizcilik rotası işlevini yitirmesiyle Orta Doğu'dan Asya'ya petrol sevkiyatı için kritik bir güzergah haline geldi.
Husilerin sözcüsü Yahya Saree'nin Pazartesi günü yaptığı açıklamada, 'Kızıldeniz'de İsrail denizcilik navigasyonuna tam ve eksiksiz bir yasak getiriyoruz ve tüm düşman hareketlerini meşru hedef olarak görüyoruz' ifadeleri, uluslararası toplumda büyük endişe yarattı.
Peki, bu tırmanışın küresel ticaret ve bölgesel istikrar üzerindeki potansiyel etkileri ne olacak?
Etiyopya'nın Bölgedeki Kilit Rolü ve Diplomatik Dengeler
Kızıldeniz bölgesinin en kalabalık ülkesi olan Etiyopya, ABD'nin İslamcı terörizme karşı önemli bir müttefiki olarak öne çıkıyor.
Husiler İçin Öne Çıkan Gelişmeler
Karayla çevrili olmasına rağmen yaklaşık 130 milyonluk nüfusuyla Afrika Boynuzu'nun en büyük ülkesi olan Etiyopya, Kızıldeniz koridoruna yakın stratejik bir konumda bulunuyor ve nüfusunun yaklaşık %60'ı Hristiyanlardan oluşuyor.
Addis Ababa merkezli Horn Review düşünce kuruluşunun yöneticisi Blen M. Diriba, ülkenin İran'dan Sudan'a uzanan İslamcı yayılmacı 'otoyolunda' stratejik bir 'kilit taşı devleti' olarak işlev gördüğünü belirtti.
Diriba, Etiyopya'nın 'denizcilik aksaklıkları, isyancı şiddeti, terör tehditleri ve vekalet rekabetinin birleştiği genişleyen bir baskı bölgesinin merkezinde' yer aldığını vurguladı.
İran'ın Bab el-Mandeb tehdidinin Afrika Boynuzu'nu askerileştirilmiş bir cephe hattına dönüştürdüğünü ve Etiyopya'yı bir 'boğulma noktası krizinin' merkezine yerleştirdiğini ifade etti.
Diriba'ya göre, İran'ın Sudan, Eritre ve Somali'deki çatışma ekosistemleri aracılığıyla yayılan etkisiyle bölge, Arap Yarımadası'ndan Doğu Afrika'ya uzanan sürekli bir istikrarsızlık yayı haline gelmeye başlıyor.
- Kızıldeniz'deki Husilerin neden olduğu aksaklıklardan Somali'deki El-Şebab'ın sürekli isyan tehdidine karşı 'büyük bir iç güvenlik tamponu' görevi görür.
- İstikrarı, bu tehditlerin genişlemesini veya kontrol altına alınmasını doğrudan şekillendirir.
- Dünyanın en yanıcı güvenlik koridorlarından birinin merkezinde yer alması, ABD için stratejik önemini artırır.
Etiyopya'nın Çift Yönlü Diplomasisi ve ABD İlişkileri
Ancak Etiyopya'nın sadece ABD yanlısı olmadığını, aynı zamanda İran ile de ilişkileri bulunduğunu belirtmek gerekir.
Fitton-Brown, Tahran'ın son Tigray Savaşı sırasında Etiyopya hükümetine drone desteği ve askeri yardım sağlayarak ülkenin iç çatışmalarına yardımcı olduğunu kaydetti.
Bu temelde yeni bir mutabakat zaptı imzalandığını ve İran'ın Etiyopya'da nüfuz kazanırken, Etiyopya'nın da iç etnik isyanlarıyla mücadele etmek için askeri, polis ve istihbarat desteği aldığını ekledi.
Diriba ise Etiyopya'nın İran ile ilişkilerini 'yakınlık veya hizalanma değil, stratejik farkındalık' olarak tanımladı.
Etiyopya'nın, giderek parçalanan Afrika Boynuzu-Kızıldeniz düzeninde diplomatik manevra alanı korumak için Tahran'la açık kanallar tutarken, başta ABD olmak üzere gelişmekte olan ve uzun süredir devam eden ortaklıklarını sağlam bir şekilde sürdürdüğünü ifade etti.
Fitton-Brown da ABD ile Etiyopya arasındaki ilişkilerin, özellikle terörle mücadele alanında iyi olduğunu, her iki ülkenin de Somaliland'i bağımsız bir devlet olarak tanımadan kendi avantajlarına kullandığını belirtti.
Henuz onaylanmis yorum yok.